Roma

Roma kelimesini tersten okuduğunuz zaman “amor” olur. Yani İtalyan dilinde “aşk” demek. Gerçekten de aşık olunacak bir şehir. Açık hava müzesi gibi binlerce yıllık tarihi cömertçe sergiliyor. Lakabı “La citta infinita” yani sonsuz şehir. Keşfetmekle bitmiyor. Roma’da bir sene kaldıktan sonra ülkeye döneceğim zaman bile keşfettiğim şeyler oluyordu inanın. Gezilmesi gereken başlıca yerler arasında olmamasına rağmen şehrin yarım saat kadar dışında şehrin kurucusu “Romus”‘un mezarının olduğu bir kiliseyi ziyaret etmiştim.

Bu kadar laftan sonra size en önemli gidilmesi gereken yerleri ve yazının en sonunda da şehir tüyolarını vereceğim.

1- Colloseo (Kolozyum):

La Sapienza Üniversitesinin mühendislik fakültesinin karşısında bulunan (geçici süre için okulumdu) MS 80 yılında yapılan ve insan insana, insan hayvana, hayvan hayvana gaddarca müsabakaların yapıldığı antik arena. Halkı gösterilerle uyutmayı seven ve yatıştıran Roma hükümdarlarının göz bebeği. Güç gösteri mekanı. Eskiden dışında heykeller varmış ama artık yerinde yeller esiyor. Giriş ücreti artan Euro’dan dolayı pahalı derseniz (12 Euro civarı) girmeyin içine, bir şey kaçırmazsınız. Zaten yapı dıştan güzel. Unutmadan söyleyeyim; Kolezyum dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilmektedir.

2- Fontana di Trevi (Aşıklar Çeşmesi)

Avrupa, şehirlerini süslemek için çeşmeleri çok kullanır, genellikle kraliyet saraylarının bahçesinde şaşalı çeşmeler yer alır. Fakat Roma bu konuda apayrı bir noktaya ulaşmış. Aşıklar çeşmesi ilk yapılış tarihinden sonra ek ve ilavelerle büyütülen, baktığınız zaman çeşme mi yoksa başka bir yer mi anlayamadığınız, fakat biraz incelediğiniz zaman vay be dediğiniz bir yapıt. Arkanızı havuza dönüp başınızın üzerinden metal para atarken bu şehire yeniden gelmeyi dilerseniz dileğiniz kabul oluyormuş. Yüzünüzü çeşmeye döndüğünüzde sağ tarafta Roma’nın en güzel dondurmacılarından biri var. Karton tabakta dondurmanızı alıp yürüyerek “Campo di Fiori” yani çiçek alanına gidebilirsiniz. Hadi gidelim..

3- Campo de Fiori (Çiçek Meydanı)

Aşıklar çeşmesinde yaklaşık yarım saat geçirdiniz, dondurmanızı aldınız ve biraz daha izlediniz, sonra haritanızı açtınız ve yaklaşık 10 dakika yürüyerek ve çok eski ara sokakları adımlayarak, fotoğraflar çeke çeke Campo de Fiori’ye ulaştınız. Burası çok güzel aperatifler bulabileceğiniz mekanlarla dolu. Hatta muhtemelen bir kemancı siz meydanı izleyip aperatiflerinizi yerken size eşlik edecek. Meydanda gençler biralarını alıp heykelin altında oturarak keyif yaparlar. Meydandaki heykel inançları ve düşünceleri yüzünden diri diri yakılan filozof, bilim adamı Giordano Bruno ve rivayete göre gözlerine bakanın başına uğursuzluk getiriyor. İnanırsanız tabi.. Ben baktım, halen hayattayım.. (Not: İlk bakışımdan sonra 12 sene geçti, üzerine 2 sene önce bir doz daha aldım).

4- Piazza Navona (Navona Meydanı)

Şimdi açlığınızı bastırdınız, şehre ısınmaya başladınız. Hadi sanat dozunu biraz daha artıralım ve Campo di Fiori’den yine yürüyerek ve yaklaşık 20 dakika sonra bence Roma’nın en güzel meydanı olan Piazza Navona’ya varalım. Piazza İtalyanca’da meydan demek. Uzunlamasına bir sanat meydanı. Roma sanat tarihinde önemli yer tutan çeşmelere ev sahipliği yapan bir meydan. Çizim yapan ressamların çalışmalarını satın alabilirsiniz. Meydanda güzel restoran ve kafeler var, eğer acıkmadıysanız burada bir kahve molası vererek meydanı izleyebilirsiniz. Bu meydana çıkan ara sokaklarda vintage ürünler satan kıyafetçiler var, çok orijinal ürünleri güzel fiyatlara bulabilirsiniz. Yavaş yavaş ayrılıyor muyuz meydandan? Son fotoğraflar çekildi mi? Haydi o zaman Pantheon’a gidelim..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir